8 Aralık 2012 Cumartesi

Günlerin Getirdiği Özetler

Yine epey ara verdim. Bahanem bilgisayarımın vefat etmiş olması, telefondan blog yazma ile ilgili sürekli sorun yaşıyor olmam ve yanı sıra netbook tan nefret etmem.. Fakat hayat epey hızla akıp giderken, biz dolu dolu yaşarken, kızım ve oğlum gözümün önünde büyürken yazamamak aklımın hep biryerlerinde.. Artık özetlerden canlı yayına geçmek hatta uzun tekrarlar yapmak istiyorum. Kendime söz veriyor ve yeni bilgisayar gelene kadar hangi iletişim aracını bulursam ilk fırsat yazacağım diyorum..
Kasım ayı dolu dolu geçti tıpkı geçmekte olan Aralık gibi.. BilgeEce bile büyüdü. Annesinin doktor kontrolleri ve babasının sınavı sebebi ile epey sık görüştük. Gülücükler kıkırdamalar gırla gidiyor, maşallah...Abla kardeş de pek iyi geçiniyorlar -arada  kendini sürekli dinletemediğinde açık yüreklilikle "BilgeEce varken hiç beni dinlemiyorsunuz" dese de- .. Aslında işin görünen yüzü öyle değil gerçekten ama nasıl da biliyor bu durumu kendine çevirmeyi. Olacak o kadar deyip kıskanmanın da bir duygu olduğunu kabul ediyorum(z).
Sonra Kasım ayında bir free style İstanbul ziyaretim oldu. Aslında çıkış noktası anne-kız vakit geçirme, vapurda martı besleme ve belki Rapunzel'in kulesini ziyaret etme ve dostlar ile görüşebilmek idi.. fakat ben kocaman vücüdumla onun için onunla birlikte bu planları yaparken o ne yaptı dersiniz. Bir oyuncak gününe, bir Filiz öğretmenine sattı beni. Okula gitmezse olmazmış, üstelik o gün oyuncak günüymüş..vs vs. Peki dedim bozmadım planımı, sabahın erken vaktinde aldım başımı gittim. Onu bırakırken biraz mızıldanır gibi oldu ki isterse hala şansı oldugunu gelebileceğini söylememe rağmen gelmemeyi tercih etti. Israr etmedim.. Ağlamaklı ardımdan bakarken onu öyle bırakmak istemedim ama geri dönmek de hiç işime gelmiyordu doğrusu. Bu sebeple geri dönüp avucuna kocaman bir kalp çizdim. İçine de 3 kalp daha çizdim. Büyük kalp onun kalbiydi, diğerleri de bizim. Sonra avucuna bir öpücük kondurup gün içinde eğer beni özlerse avucunu açıp onu ne kadar çok sevdiğimizi hatırlamasını söyledim. Nereden mi çıktı bu; bu da şu meşhur kovan ne kadar dolu kitabının yazarlarının hazırladığı seriden bir method. Henüz SalihaBetül için okumamıştım ama okula gitmek istemeyen Rakun yavrusuna annesinin uyguladığı bir methodtu. İşe yaradı kısmen. Okulda ilk kez ağlamış o gün ve öğle uykusu uyumak istediğini söylemiş. Sanıyorum hastalık alametleri ile de doğru orantılı idi bu durum fakat o arafta kalma, gelmek isteme fakat aynı zamanda sorumluluklarının farkında olup gelmemeyi tercih etme durumunun sonucuydu. Olgunlaşma, büyüme emareleri dedim kendi kendime, keyfimi bozmadım. Ben tek başıma vapura binip mis gibi güneşli bir Kasım günü havasını soluya soluya Beşiktaşa geçtim. Arkadaşlarımla buluşup, manzarası güzel bir kafede konuşlandım. Saatlerce yerimizden kalkmadan konuştuk da konuştuk, hasret giderdik. Kendi adıma çok güzel bir gündü. Akşam servisten babaannesi karşıladı, ben de pek gecikmeden gelmiştim zaten. Beni gerçekten çok özlemiş olacak ki hiç sarılmadığı kadar sarıldı da sarıldı. Çok sarmalanmalı geçirdik o günü velhasıl.. Kasım sadece pek güzel şeylere gebe değildi. Okulun getirdiği büyüme, oldunlaşma, öğrendiklerine öğrenmeler katma dışında geçmek bilmeyen bir öksürüğü de armagan etti bize. Sıkça acile gittik, kendi doktorunu ziyaret ettik.. Hatta değişik bir dr. görsün diye düşünüp başka bir hastanenin alerji hastalıkları konusunda uzmanlaşmış doktoruna bile göründük ama her seferinde sevinsek mi üzülsek mi bilemediğimiz elimiz boş döndük. Öksürük var, fakat ciğerler, kulak burun boğaz temiz, hırıltı yok, alerji testleri temiz.. vs vs. Hala gece yataga girer girmez başlayan son 3 gündür kusma ve yatak yorgan değiştirme ile sonlanan bir öykümüz var.. Ne yapacağız bilemez duruma gelip kendimizi çözümsüzlüğün kollarında her metodu uygulamaya açık görüyoruz. Yarınki kontrolden ne çıkacak, göreceğiz.
Sonra Aralık geldi, meşhur doğum günü ayımız Aralık.. Soğuğu, yağmuru ve ayazı ile geldi. Yine kardeşimin bir kontrol günü sabahında SalihaBetül okuluna gitti ben de yanında destek olmak için hastaneye kardeşimin yanına. Onun dr.da işi bitince uzun uzun oturup kahvaltı ettik, çay sohbet muhabbeti yaptık. Ardından tahlil sonuçları çıkana kadar okula geçmeye karar verdik. Hiç tahmin etmediğim beni gerçekten çok şaşırtan, ayrıca duygulandıran, sevindiren bir sürprizle karşılaştım. Tüm okul kadromuz, sevgili kardeşim ve ortaklarım bir doğum günü sürprizi hazırlamışlardı. Tatlı stajerimiz Şeyma bana pasta bile yapmıştı, nasıl duygulanmam. 31 yaşıma girerken belki de ilk defa doğum günüm değilmişcesine sıradan bir uyanışla uyanmıştım güne. Artık anne oldum, hatta ikinci kere anne olacağım deyip kendimi sürprizlere kutlamalara öylesine kapatmıştım ki beni inanılmaz şaşırttığı bu sebepledir bu sürprizin. O günüm güzel geçti, kardeşim ortaklarım kızım akşam kavuştuğum eşim yanımdaydı. Annem babam bir telefon uzağımdaydı. Ve bu sefer onlar aramadan ben minik kızımı anneannesini aratıp"anneannecim sana teşekkür ederim, çünkü annemi doğurduğun için" dedirttim. Epeydir yaşamadığım kadar güzel bir gün ve akşamı geçirdim. Fonda biz "çekirdek aileyiz" diyen kızımın bıdır bıdır kurduğu cümleler eşliğinde..
Başka neler yaptık ettik diye hatırlamaya çalışırken kendimi ister istemez bilgisayardaki fotograf arşivinden ziyade telefondaki ya da instagramdaki profilimi incelerken buluyorum.. Malesef. Bahsetmek için kayda değer bir de soldaki fotografı buldum. Bunlar epeydir yapmak istediğim kitap raflarının baba kız tarafından imece usulu ile gerçekleştirilmesi idi. Babası matkapla duvarı delerken altından elektrik süpürgesi tuttu, cetvelleme yaptığında kalemle işaretledi, kafasında kalemi ile ustayım pozu verip en son da kitapları dizmeye yardım etti. Gerçekten içimize sinen çok sevdiğimiz bir kitap köşemiz oldu nihayet.. Ve nihayetinde madem pazar günü iş günü olmuştu onun da pek  çok arzu ile istediği papatyalı gece lambası da monte edildi.. Sonra yaptırıp tadilat gerektiğinden bir türlü yerleştiremediğimiz dolabımızı silip çekmecelerimizi raflarımızı yerleştirdik. Odamız artık tamamen yerleşti sayılır; illa ki ufak tefek düzenlemeler değiştirmeler oluyor ama kısmen düzen oturdu.Kardeşine ayırdığımız çekmeceler de doldu, kıyafetler yıkanıp ütülendi, yerleştirildi.. Bir tek heyecanla anneanne ve dede nin gelmesi kaldı.. Bir de bu hafta yapılacak olan SalihaBetül'ün 4 yaş doğum günüsü.. Epey ara verdikten sonra bence gayet doyurucu bir açıklama yaptım hatıralarımız adına. Elbette atladığım bir sürü şey oldu, bunun farkındayım. Ama ucundan kıyısından kurtarmışımdır umarım diye ümid ediyorum. Yaşanan ve yaşanacak olan okul maceralarımız ile ilgili de yazabilmeyi umar buraları pek özlemişim deyip hoşçakalın diyorum..

1 yorum:

Süba Arslan dedi ki...

Allah kolaylıklar versin Feridecim, uzunn zamandır bu postu bekliyordum...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...