Eee dile kolay, neredeyse 15 gün oldu okula gitmeyeli, yaşıtları çocuklarla bir araya gelip sosyalleşmeyeli.. Yavru kuş resmen sudan çıkmış balık gibi oldu.. ateşi yeni düşmüşken, iyileşmeye başlamışken ve ateşlendiğinde 2 defa "annecim tiyatroya gidelim, beni tiyatroya götür" demişken soluğu SDKM'nde aldık.. Tüm okul arkadaşlarıyla, ögretmenleriyle, AhmetYusufla birlikte.. Sabah 11:00 deydi oyun ve biz neredeyse geç kalıyorduk.. Çünkü bir önceki gece çok geç yatmıştı; yine bir önceki sabah hasta diye uyumasına izin verdiğimden çok geç kalktığından .. evet işte böyle anlamsız bir döngü içindeydik.. geç kalktıgından geç yatıyordu, geç yattığından geç kalkıyordu işte.. yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali... Neyse tiyatro vesile oldu, nispeten erken kalktı, yarım yamalak kahvaltı etti, alelacele evden çıktık 11:05 de salona girebildik.. Neyse ki oyun yenice başlamıştı, ışıklar henüz sönmüştü.. Geçen yıldan antrenmanlı tiyatroya, yine bu aylarda bir oyun daha izlemişti fakat bence unutmuştu.. Kafasında bir tiyatro olgusu vardı ama o bile ne oldugunu bilmiyordu sanki.. Neyse görmüş oldu tekrar..
"Benim Güzel Pabuçlarım" dı oyunun adı.. Kısaca özetlemek gerekirse günümüz çocuklarının nasıl da teknolojinin ve plastiğin esiri olduklarından, yeme kültürü, eglenme kültürünün nasıl da dejenere edildiğinden ve her yeri saran teknolojik oyuncakların gözünü para hırsı bürümüş bir Patron'un sirkine de uğrayıp sirkin Palyaçosunu işinden edişinden bahsediyordu.. Üstelik patron palyaçoyu kovarken sirke ait oldugunu söyleyerek pabuçlarını da elinden alıyordu.. İşte zaten asıl hikaye burada başlıyordu; palyaço ne yapı edip, erdeminden taviz vermeden çalışıp çabalayıp pabuçlarını geri almaya çalışacaktı.. SalihBetül en çok pabuçlar sahnenin üstüne uçurulurkenki sahnede etkilendi.. Eve geldiğinde bile hep "Palyaço nun ayakkabıları uçtu, böööyle, palyaço çok üzüldü" deyip durdu.. Ben sirkleri asla tasvip etmediğimden kullanılan mekanın sirk olması dışında oyunu çok begendim.. Müzikleri çok başarılıydı özellikle.. Ah bir de SalihaBetül'e pabuçun ayakkabı oldugunu anlatmayı başarabilseydim.. Çocugun algıları nedense açılmadı bu konuda:PKaranlık salona girince birden bi afalladı ama sonra baktı sahnede böyle rengarenk bişiyler var, gülümsemeye başladı.. Başladı ardı ardına "annecim bunlar napıyo" diye sorular sormaya.. Sahneye palyaço çıkınca "Palyaco" diye haykırışı vardı ki, önden birkaç sıra bu ses de nereden geliyor der gibi baktılar.. Ben de kısaca olanı biteni anlattım ve biraz sessiz konuşmamız gerektiğini anlattım.. Bu pek hoşuna gitmedi ama inanılmaz keyiflendi, el çırptı, şarkılarda oturduğu yerde dans ederek eşlik etti.. Oyun tek perdeydi ve 45 dk. sürdü.. Tadı damağımızda kaldı. Oyundan sonra arkadaşlarına ve ögretmenlerine evde sürekli onların adını sayıklamasına ragmen çok çekingen davrandı. Bu çekingen davranışları bir tek AhmetYusuf için farklıydı.. Onu görünce çok sevindi, salonda el ele tutuşup bir oraya bir buraya koşturup durdular.. Gercekten dışarı çıkmak, mekan değiştirmek iyi geldi.. ikimize de..
2 yorum:
Merhaba,şimdi blogunu keşfettim ve keyif aldım.bende izmittenim.yeni bir blogum var .ziyaret edersen sevinirim ...
http://pelinpembesi-buket.blogspot.com/
Çok iyi olmuş arkadaşım, isabetli bir iş yapmışsın hem kendin hem SalihaBetül için.. gözleri parıldamış yavrukuşun baksana:) öperim Feride'm.
Yorum Gönder