Geçtiğimiz haftadan beri SalihaBetül de hasta. Bir türlü atamadı şu ateşini.. İnşallah iyileşecek, biliyorum da; işte insan kötü şeyler hele bir de ard arda gelince çok üzülüyor..
Hastalık dışında bu haftalarda acaip güzel konuşmaya başladı.. Cümleler net ve anlaşılır; bunun yanı sıra çok orijinal!
"of annecim gözlerim kızarmış",
"annecim sen işini bitir beni kucağına al, ama önce işini bitir",
"benim başım agrıyo, bana portakallı şurup içir, ama çilekli değil"
"annecim güneş pırıl pırıl parlıyor, çok güzel"
"mustafa dedem aydına gitti, çünkü anneanne onu çok özlemiş. ama ben de çok özledim"
...
bu sabah da ateşli geçirdiği gecenin sabahına uyanırken gözleri parıldayarak " annecim, ben salıncakta sallandım" dedi.. "ne zaman?" deyince de "Dün, mustafa dedem beni elimden tuttu, parka götürdü, ben orda salıncakta sallandım" dedi. Muhtemelen rüyasında gördü ama o kadar heyecanlı ve güzel anlattı ki bayaıldım..
Daha önce başkası ögretti mi emin değilim ama ben hiç bahsetmediğime eminim; babasın gösterip "bu senin kocan" dedi ilk kez. Hayır ben de eşimden hiç "kocam" diye bahsetmem ama bana birileri ögretmiş göründü birden:) Teyzesi hala ögretmeni, babaannesi de moral deposu..
Ah söylemesem olmaz. geçtiğimiz hafta tam 6 yıl kahrımızı çeken, evlenirken, gezmelerde, başkalarının düğünlerinde, orda burda şurda hep ama hep yanımızda olan canım arabamızı sattık..artık yaşı büyümüş ve daha yeni bir araba gözlerimizi kamaştırmıştı ki birden istemeye istemeye verdik arabamızı.. SalihaBetül bile "babacım, sen bizim arabamızı başkasına verdin, hayret bişiy" diye kızdı babasına.. "ama kızım ben sana daha güzel araba alıcam, hem de kocaman" demesinin neticesinde "kırmızı" dedi.. Aynı cevabı MerveEce de vermişti.. Bizimkiler kırmızı sevdalısı.. İnsan arabasından nasıl canım diye bahseder, biz de bir enteresanız ama işte garip bir şekilde duygusal bir bag kurmusuz çaktırmadan:) Hatta çok komik bir olay oldu ve biz çok güldük bu durumumuza : arabayı aldıktan sonra ön cama gelen bir taşla camının çatladığını ögrenince eşimin de benim de aklımızdan geçen ilk şey "Ayy inanmıyorum, canı acımış mıdır acaba?" oldu:) Elbette gülümseyerek söyledik ama işte bir tuhafız, ne diyelim...
4 yorum:
Geçmş olsun SalihaBetül'e. bizim evde de vızıl vızıl bir hastalık devamlı ama çook şükür geçici şeyler.. beni de sarmalayınca evin durumu daha da keşmekeş oluyor tabi..
kırmızı takıntısı Selim de de peydahlandı bu ara.. hayrola.. ama annem kırmızı araba almayın derdi.. göze gelirmiş kırmızı diye.. sahiden de ağbim kırmızı arbasıyla çok cidi bir kaza geçirmiş ve Allah korumuştu.. nazar da vr yani değil mi:)
geçmiş olsun , bu mevsimde hasta olmamak mümkünmü
çabuk atlatsınlar inşallah önemli olan da bu
annem de salihayaa kırmızı giydirme daha çok nazar çeker der hep:) hatta hadi giydirdin fotograflarını bloga koyma der:)
bizim bir önceki "canım" arabamız bordo idi, bence ondan kırmızı diye tutturması saliha nın, Selimin takıntısı da belki ferrariden geliyordur, kim bilir:)
sana da geçmiş olsun deli annem, evde hasta olan bir çocuk mu zor, çocuklara bakan hasta anne mi ben bilemedim valla.
elif-kayra; haklısın.. teşekkür ederiz
feridem, ne diyeyim içimden illa da bişeyler yazmak geldi....
nedendir gözlerim doldu pek bi hüzünlendim arkadaşım ya, ama yanında olamıyorum bu zor günlerinde arkadaşım hakkını helal et....salihanın büyüme anlamında değişikliklerin hiçbirine şahit olamıyorum, unutması da üzüyo beni bilesin...
ama sizi çook çok çok seviyorum....
kalbim hep sizinle....
Rabbimden -sadece O'ndan- diliyorum zor günleri çabucak atlatmanızı güzel kardeşim....
Yorum Gönder