
Karneleri aldık, 1 hafta tatil yaptık. Bolca dinlendik, yanı sıra gezdik.. Bir gün MeryemNurlarda maaile toplandık. Sakarya'dan anneanne dede ve teyze tayfası da geldiler.. Gelirken bir su kaplumbağasıyla gelmişti teyzesi. Plastik ağacı olan plastik kabına koyduk zavallıyı. SalihaBetül görür görmez "geri götür bunu, aldığın denize geri koy" dedi." Artık çok geç" dedim "onu sevmeli ve yemeğini düzenli vermelisin" dedim. "Teyzen sana armagan almış" demek istemedim, hayvanları bir hediyeleşme aracı olarak tanıtmaktan imtina ettim. Teyzesi de gayet güzel duygularla almıştı aslında. Belki biraz oyalanır ve kardeşine yönelen ilgisini bu vesile ile farklı yönlere çekebiliriz diye düşünmüştü. Her ne alanda olursa olsun hayvanların pazarlanmasından, eğlence aracı olarak kullanılmasından ya da doğal ortamından alınıp fıtratına uygun olmayan yerlerde bakılmasından ..vs dolayı çok üzülüyor ve bu gibi oluşumları desteklememek adına uzak duruyorum. SalihaBetül'e de hep bu yönde açıklamalar yapmıştım yeri geldikçe. İlk verdiği tepki o açıdan çok memnun etmişti beni. Fakat şimdi alışmış görünüyor, zira her sabah elini yüzünü yıkar yıkamaz "tosbanın kahvaltısını veriyim" diyor. Akşam yemeğinde de hatırlıyor mutlaka. Ara ara havuzun içinde ne yaptığını incelerken görüyorum. Bir türlü anlayamıyor neden orada oldugunu. Yemeğini veriyor, havuzuna bakıyor ve sonra "şimdi ne yapmam gerekiyor" diye soruyor bana. Hangimiz zavallıyız hiç bilmiyorum. Kendime ve kızıma verdiğim bakış açsından farklı davranmaya pek müsait görünen ben mi, plastik havuzunda biz verirsek granül yemini yiyen, daracık havuzda volta atıp duran kaplumbagacık mı yoksa bununla ne yapacağını bilemeyen SalihaBetül mü? Çıkamadım ben bu işin içinden. Şimdilik tosba bizimle, her nedense gözüme pek mutsuz görünmekte. Belki benim mutsuz bakan gözlerimdir sorun.. SalihaBetül ise "Benim Minik Kırmızı Balığım" kitabından esinlenerek acaba büyümüş müdür, büyüyüp kabına sığmamış mıdır? diye uyanıyor her sabah.. Veletler birken iki oldu, şimdi de üç.. Hey Allahım...
Her ne ise hafta sonuna doğru anneanne ve dedeyi yolculadık, bu sebeple sakarya ya teyzeye gittik, geldik. BilgeEce tombiğini de sevdik. Aman bir tatlı oldu bir minnoş.. tam köşe yastığı kıvamında. Daha çok özler olduk. Fakat görüyoruz ki kalabalıklaştıkça birlikte kaliteli vakit geçirmek cidden çok kolay olmuyor. Bu bir yandan çok tatlı bir yandan zaman zaman sıkıntı veren/verecek bir durum.

Haftasonu ise Mayıs ayından hallice bir hava vardı. C.tesi de Pazar da tam onun istediği gibi geçti. Bol parklı, bol farklı çocuklarla kaynaşmalı.. Hatta pazar babacık ateşlenince baba-oğul onları evde bırakıp evin karşısında bulunan ama mahallenin kınayıcı teyzelerinden korkup 4 senede belki 4 defa birlikte gittiğimiz parka bile gittik. Hatta ben bazı anneler ile ayaküstü bizim zamanımızda sokaklar güvenliydi muhabbeti bile çevirdim.. C.tesi bazı çocukların scooter sürdüğünü görüp aşka gelince biz de çıkardık, kendimiz sürmekten ziyade kardeşlerle paylaştık..Sek sek bile oynadı birkaç tur. Herşey çok süperdi, ah bir de piknik yapabilseydik.. O da olacak deyip ikna ettim, o da şimdiden eğlenceli hayaller kurmaya başladı bile. Ama umarım bu bahar halleri fazla uzun sürmez, yoksa tüm ağaçların filizleri uyanacak..
Bu hafta okul açıldı. Çalışan veya dileyen veliler çocuklarını okula gönderdikleri için nöbetleşe okulda kalma kararı aldık. E haliyle anne okulda olunca bizimki de okula gitmek zorunda kaldı.Bu konuda kafası da epey karıştı aslında. Yani okul var mı yok mu deyince "isteyenler gelebiliyor istemeyenler evde biraz daha dinlenmeye devam ediyorlar" demiştim. Gayri ihtiyari "Biz dinlenmek istemiyoruz o yüzden okula geldik di mi annecim" deyip cevap verdi. Gayet anlamış görünmeye çalışıyorken aslında bu dediğine kendisinin de anlam veremediği çok açıktı. Ona bu hafta da okulun tatil oldugunu fakat bazı anne ve babalar çalıştıkları için çocuklarını okula emanet ettiklerini anlattım. Evde olan anneler ve babalar dilerlerse bu hafta da bazı planlar yapabilirler ve okula gelmek istemezlerse gelmezler. Mesela benim okulda çalışmamdan dolayı , okula gelmem gereken durumlarda onu emanet edecek başka bir yakınımız olmadığı için okula geldiğini anlattım. Sanırım bu sefer anladı. Yani en azından bu sabah neden okula gitmedik biz diye sormadı.. Ah ah her gün bir kafa karışıklığı, her gün bir keşmekeş..
1 yorum:
Ben de üzülüyorum hayvanların kendi habitatları dışında, küçük bir yere kapatılmasına... Ama eminim Saliha Betül çok güzel bakacak ona. Okul için de çok kolay gelsin size.
Yorum Gönder