25 Nisan 2012 Çarşamba

Bir Filmin Düşündürdükleri

Bugün okulun yeni binası için ilk somut adımı attık.. Kira sözleşmesi hazırlandı yarın imzalanacak. Çok heyecanlıyız. Durup durup yeni evimizde neler yapacağımızın hayalini kurarken buluyorum kendimi.. Bazen de altından kalkıp kalkamayacağımızı düşünürken... Umarım herşey güzel olsun.. En başta bu sene muhtemelen tam zamanlı ögrenci olacak SalihaBetül için.. Gerçi daha henüz tam karar verebilmiş değilim ama yine de en yakın arkadaşı MeryemNur'un okula başlayacak olmasından dolayı bu ihtimal ağır basmakta.. Bakalım, hele bir okul kapansın, tatil yapalım ve hemen ardından taşınalım da.. İşler çok .. Geçtiğimiz haftalarda babasının evde misafirleri varken anne-kız sinemaya gitmiştik. Son anda aklımıza gelmişti ve öykusu nedir, ne değildir bilmeden koca salonda iki başımıza izleyeceğimiz filme girmiştik. TheLorax.. Öyküyü ve filmi anlatacak değilim. Aslında nasıl anlatmak isterdim de benim yerime Evren pek güzel anlatmış. Okumadıysanız mutlaka diyorum.. 
Biz onun baktığı açıdan bakmayıp, tesadüf eseri girdiğimiz bu filmin öyküsünü çok merak ettik. Tabii kendi açımızdan almamız gerekeni de alıp gündemimize ağaçları ve fabrikaları almıştık, en doğaçlama haliyle.. Normalde de hep konuştuğumuz konulardı; ağaç, doğa, canlı sevgisi .. Hatta dışarıda çoğu zaman itici bir çocuk bile olabiliyordu başkaları için. Çocuk saflıgı ile sigara içenleri parmagı ile gösterip "sigara içenlerin cigerleri hasta olur diiiy mii " deyişi, parkta ağacın yapraklarına elindeki yine başka bir ağaca ait kırılmış dalla vuran yaşıtı sayılabilecek çocuga ısrarla yaprakların ağaçların kolları oldugunu, öyle vurursa ona zarar vereceğini anlatışı, hatta ısrarla kolundan tutup anlatmaya çalışışı ile.. Malesef insanlar umursamıyorlardı işte.. Fakat bu sevgiyi gündemimizde hep olumsuz davranışlarla tuttugumuzu farkettik. Biz zarar vermemek, kirletmemek, bitirmemek dışında ekmek, üretmek, düzeltmek hakında pek konuşmamıştık. Artık komşu teyzenin katkıları ile bahçemizde onun ilgilendiği bitkilerin yanında bir minik bölüm de SalihaBetül'ün çileklerine ayırdık. Her sabah "günaydın çilekleeeer. güneşten ve yağmurdan güzel beslenip kızarın, sizi hapur hupur yiyeyim" diye selam veriyor zavallı çileklere :) Çilekler o anda ne hissediyorlardır hiçbir fikrim yok. Yağmur yağmadığı günlerde komşu teyze ile bahçeye inip suladılar,  eve dönerken de kucağında taze toplanmış naneler vardı. Keyif getirdi bize bu bahar.. 
Derken vakitsiz yenen dondurma mıdır, baba kız bol rüzgarlı bisiklet sefaları mıdır bilmem bir öksürük peydah oldu son günlerde. Bahar halleri, olacak o kadar dedik. Ayakta atlatmaya çalışıyoruz, ateş yok diye avutuyoruz kendimizi ve yine şükrediyoruz. 

4 yorum:

annesiningülü dedi ki...

o öksürükler bizde de var.
birden ince giyinmeye başladık galiba :(
filmi ve bahçeyi merak ettim :)

ayak izleri-sevgi dedi ki...

oy geçmiş olsun kuzuma.. böyle havalarda beklenen bişiy galiba bu ya..

buğday taneleri dedi ki...

Geçmiş olsun. Aynen Ahmet Kerem'i de saatlerce yılın ilk pikniğinde yorduk. Yetmedi günü dondurma ile sonlandırdık. Ertesi gün bile kendine gelemedi tabi. Umarım ayakta atlatsın hepsi de ;)

BALLI LOKMAM dedi ki...

Kış o kadar uzadıki çocuklar bile dayanamadı sonra gelsin nezle peşinden öksürük off offfffffff....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...