Haftasonu hava ne güzeldi buralarda.. Pazar günü evde balkon kapısı açık ve kombi kapalı bir şekilde oturduk. İçimiz açıldı resmen. Demek gerçekten özlemişiz içimizi ısıtan havaları. Olabilir tabi, insanız, mevsimlerin geçiş dönemlerinde herkesi istemediği bir buhran kaplayabilir:) Neyse attık tüm negatif enerjilerimizi, silkeledik hepsini SekaPark'ın yemyeşil çimenlerine.. Kurtulduk hepsinden..
Evde epey aylaklık edip haftasonu rutinlerini yaptıktan sonra baba-kızı alışverişe gönderdim, ben de kafa dinledim.. Hava öyle güzeldi ki, babası parka gitmek için söz vermiş bizim bıdığa.. SekaPark'ın 2. Etapında acaip tırmanma zeminlerinin olduğu, ahşap ve kum tabanlı bir oyun parkı var. SalihaBetül delirdi resmen.. Öyle eğlendi öyle mutlu oldu ki anlatamam. Bir o oyuncak bir bu salıncak, türlü adrenalin yüklü aletleri denemeye çalışıp şaşırttı bizi ayrıca. Bizimki zaten atraksiyonların adamı, böyle sürekli bir tırmansın, bir hoplasın atlasın, güç denemeleri yapsın.. Çok keyif aldı gerçekten ve bir o kadar da yoruldu.. Sevdin mi burayı deyince "Sevmedim.. eğer gideceksek sevmedim hiç" dedi.. Bak seen dedik... Kikirdedik :)
Derken bizi parka bırakıp aylar önce yaptığımızdan beri usanmadan arabanın bagajında taşıdığımız uçurtmaya ip almak için giden babacık geldi.. Elinde, babacan bir büfe sahibinin merhamete gelip elindeki ambalaj iplerinden kestiği birkaç metrelik iple.. SalihaBetül'e uçurtmadan bahsetmemiştik, ip bulamama riskine karşılık... Bu fikri duyunca sevinçten zıp zıp zıpladı.. Başladı babasına okulla birlikte geldiğimizde yaptıklarımızı bizim uçurtmaları uçuramayışımızı anlatmaya... Hatta bazı arkadaşlarının uçurtmalarını kırdığımızdan, bazılarınınkilerinin ise ağaca takıldığından bahsetmeyi de unutmadı.. Sonra başladı heyecanla uçurtma tepesini tırmanmaya.. Bense negatif yorumlarımla pek moral bozucuydum: "Biz ekimde bile uçuramadık, şimdi de uçmaz ki.. Sanmam" deyip bir yandan da çimenlerde oturmaya yeltenmiştim.. Henüz oturamadan SalihaBetül bücürünün tuttuğu babasının da ipinden tutup koştugu uçurtma havalanmıştı.. Oturduğumda az sonra düşeceğinden emin bir ifade ile bakış attım onlara doğru.. Fakat bizim 2 metrelik sapıyla uçmaz dediğimiz uçurtma pek dünden razı bir tavır ile süzülmeye başlamıştı gökyüzünde. Mosmor oldum velhasıl.. Neyse yabancı kimse yoktu ya :)
Biz uçurtmayı uçururken bir arkadaş bile edindik.. Ben de uçurtma isterim diye mızıldanan kardeşi de aldık yanımıza, ipin bir ucundan ona da yer ayırdık. Hem sohbet, kem kikirdemelerle uçurtmayı uçurmaları çok izlenesi idi gerçekten.. Daha ipi olsa birkaç metre daha kesin uçardı.. Bir dahakine daha hazırlıklı gitmek gerek.. Vakit akşam üstü olduğunda hava biraz serinlemeye başladığında ayrıldık.. Uçurtmayı toparlarken bile gözü hala gökyüzündeydi bizim özgür uçurtmamızın..


1 yorum:
ay ne güzel bir gün olmuş.. tam baharlık.. sekaparka bizim de bi gidesimiz var.. birazcık daha ısınsın havalar kimse tutamaz bizi..
Yorum Gönder