SalihaBetül ile bugün outlet center da esir düştük:) Babası öglen buluştugumuzda yanlışlıkla arabann ve evin anahtarını cebine koyup gittiğinden ve sonra da anahtarı bize ulaştıramadığından tüm gün sokaklarda sürttük durduk diyebilirim:) Ama değişik bir gün oldu bizim için.. 2 kere suya cup cup girdiği için ve çantası da anahtarı babasında kalan kilitli arabamızda kaldığı için yeni eşofman ve pantolon almak zorunda kaldık mesela:) Doya doya sokak simiti yedik, hep "ah bir vaktimiz olsa da şurada bi çay içsek" dediğimiz cafelerden birinde çay içtik, hatta frambuazlı pasta bile yedik ;) Meğer bizim bilmediğimiz bir çarşı varmış yaşayan, öğrendik, gördük..
Neyse lafı uzatmadan bizim kızın hallerinden bahsedeyim biraz.. Son günlerde konuşmayı epey ilerletti. Sorular ardı ardına, hiç btimiyor.. Nereden buluyor bu kadar soruyu bazen hiç anlayamıyorum.. Mesela uzun süredir "Adın ne?" diye soranlara "SalihaBetül Semerci" diye cevap veriyordu.. Şu günlerde ise herkesin isminin sonuna soyadını ekliyor.. Bazen yerli yerinde oluyor da bazen de pek komik oluyor doğrusu.. Mesela anneanne Semerci, Yaramaz Fındık (Hikaye kitabının adı) Semerci, kaşık semerci, çatal semerci ....diye böyle uzayıp gider :) 
Ayrıca her olayla ilgili bir hikaye uyduruveriyoruz:)"Çoraplarını giymek istemediğinde "Sen çoraplarını giymeyen zürafanın hikayesini biliyor musun kızım" diye giriş yapıyorum.. Zaten hikayelere, masallara, kitaplara bayılan SalihaBetül hemen kulaklarını dikip gözlerini açıp ayaklarını uzatıveriyor ve sonra anlattıgım bir hikayeyi asla unutmuyor. Hikayenin devamını kendisi getirip, başlıyor anlatmaya.. Ya da çoraplarını giymeyen zürafaya nolmuştu diye hatırlattıgımda her ayrıntısını anlatıyor:)
Bazen o yaramazlık yaptıgında "Seni gidi küçük yaramaz, senin adın bundan sonra YaramazFındık Semerci" diyorum kıkır kıkır gülüyor. Sonra senin adın ne dediğimde önce SalihaBetül diyor sonra "ay pardon YaramazFındık Semerci" diyor:) gecen gün bir avm de merdivenlerden çıkarken yukarıdan aşağıya futursuzca inen kadına "ay pardon özür dilerim" dedi ki esasen özür dilenmesi gereken kişiydi.. Ama tabii biz cümleye bittik, o an bunu düşünmedik bile:)
Ben aaba kullanırken kornaya basarsam, sinirlenirsem ya da acele edersem anında hissediyor. Anne noldu, amca ne dedi, sana ne yaptı diye başlıyor soru bombardımanına.. Ayrca kemerimi takmadığımı görmesin, hemen "annecim seni bi daha parka hiç götürmiycem, asla götürmiycem; cünkü kemerini bağlamadın" diyor:) Dün de kırmızı ışıkta dururken bize arkadan çarpan arabanın stresi ile kemerimi tekrar takmadığımda bana " Seni polis amcaya şikayet edicem" dedi ve o anda beni kopardı.. Şikayet etmek kelimesini nereden duymuş hiç bir fikrim yok.. Kendi kemer takmak istemez, hatta arkada koltugunda bi rahat durmaz millete yol gösterir bizim kız:) Nev'i şahsına munhasır:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder