Bu Pazar da erkenden yollara düştük. Bu sefer istikametimiz babamızın gazete gördüğü bir haber sonucu gidip görmeye karar verdiğimiz Sapanca Natürköy'dü.. Doğal güzellikler içinde upuzun ve dinlendirici bir kahvaltı yaptık. Tabii 10:30 gibi başlayan ve 14:30 gibi sona eren oldukça uzun bir kahvaltıydı..
O kadar güzel bir yermiş ki, çok memnun kaldık. Tüm doğal güzellikleri insanı hiçbirşeyden mahrum bırakmadan kullanmışlar. Üstelik yediğimiz herşey inanılmaz lezzetli, baştan savma hazırlanmamış ve tadı damağında bırakacak güzellikteydi. Kesinlikle tavsiye edilebilecek mekanlarımız arasına girdi..
SalihaBetül daha girer girmez bizi karşılayan göl ve içindeki ördeklere koştu.. Kahvaltıya geçtiğimizde gözü masaların etrafındaki salıncaklarda olduğundan konsantre olup yiyemedi bir türlü. Biraz salıncak keyfi yaptıktan sonra masaya tekrar dönebildi..
Kahvaltı uzun süreceğinden aralarda yedi-gitti, oynadı, geldi-yedi... Kendine arkadaşlar buldu.. Hele bir Kayra vardı ki, kendisi Kayra ismini çağırmaktan antremanlı olduğundan peşinden Kayyaa deyip koşturup durdu.. ama topunu paylaşmak istemedi, çünkü geldiğimizden beri hangi çocukla sosyalleşmek istese topunu aldılar güzel kızımın, onun da artık sabrı taştı ve kucağından topunu indirmedi..
Yemeğe biraz ara verdiğimizde ufak bir trekking yaptık. Öncesinde etraftaki doğal güzellikleri seyrettik, mis gibi kokuyu kokladık, tertemiz havaı cigerlerimize çektik.. Minik şelalelere ayağını sokmak istedi zor zabtettik..
Trekking alanına gelmeden çocuklar için şişme bir oyun parkı yapmışlar. İçinde olmasa da dışında ufak bir ziyaret ettik:) Hemen arkadasında oyun parkında zıplayan ablaların etkisiyle SalihaBetül de içeridekilerden nasiplenerek zıpladı.. Kahkahaları görülmeye değerdi..
Ormanda pek de uzun olmayan bir gezinti yaptık. Kimi zaman babasının elinden tutarak, kimi zaman kucağında bazen de omuzunda seyretti tüm yolculuğu :)
Çimenlerden pek hoşlanmadığı için kendisi yanımızdan bir saniye ayrılmadı..
Trekkingimiz hep düz yollarda olmadı elbet. Ormandı bu, mutlaka dik yamaçları olacaktı..
SalihaBetül: -"Heey! Burada takılı kaldım, biri beni kurtarsın.. Bir zamanlar dağcı bir annenin kızı olmak böyle birşey olsa gerek" :D
Yürüye yürüye göletin yanına kadar gelebildik. Göletin içinde yapılan kücük yapay adaya gidip, ördekleri bir de bu açıdan izledik, çağırdık, taklitlerini yaptık..
Uzaktaki büyük şelaleyi gördük..
Tam göletten çıkmak üzereydik ki ayakkabılarını işaret ederek "adat adat" diyen SalihaBetül'ü daha fazla kırmak istemedik. Bu kadar mı su kuşu olunur yahu.. Nerede bir su birikintisi görse dayanamayıp içine giren bir su kuşu bu SalihaBetül :)
Hafif paçaları ıslanınca kenardaki kayalıklarda kurumak için biraz güneşlendik. Biraz kuruyun da çoraplarımızı ayakkabılarımızı giyip yolumuza devam ettik.
Artık masamıza yaklaşmıştık.. Köprüden geçerken de bir fotograf çekelim deyip poz verdik :)
İşte bu da masamızın tam karşısında duran ve çocuklar tarafından paylaşılamayan oyun mekanı, dekor at arabası.. SalihaBetül de diğer çocuklar gibi gerek altında gerekse üstünde oynamayı çok sevdi. Gözümüzün önğnde olunca da sık sık gidip kendi kendine oynayabildi..
Artık yemek bitip de bize türk kahvesi keyfi yapmak kalınca salıncakta yine top kucakta vaziyette sallanmak ve dinlenmek iyi geldi..
Bu gezide her zamankinden çok yorulan, eğlenen SalihaBetül gitmeye yakın garip davranışlar sergilemeye başladı. İnatla oturdugu yerden kalkmak istemeyen SalihaBetül ü görüyorsunuz bu karede :)
Günün sonunda her çocugun elinde bir dondurma gören ve mırın kırın yalanan SalihaBetül'ü bir dondurma ile ödüllendirdik :) :Kameranın şarjı bitmeden çekilen son poz :) Henüz yalamaya yeni başlamış, agzı üstü başı gayet temiz. İlerleyen dakikalarda otomobil koltugunda elinde son külah kırıntısıyla uyuya kalan, uykusunda dahi yalamaya devem eder hareketler gösteren bir SalihaBetül vardı, fakat cep telefonu görüntüsü hariç bir veri yok elimizde malesef :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder