Ben mutfakta yemek yaparken yavrular da yanımda oyalanıyorlardı; biri mama sandalyesinde aguluyor, bazen mızıklıyor.. diğeri de kah bebekleriyle oynuyor, kah mutfak masasında resim yapıyordu.. Bazen bana yardım edip bazen de mızıklayan minik kardeşinin yanağını baş parmağı ile okşayarak sakinleştiriyordu. -Evet en güzel ablası sakinleştiriyor onu; çok güzel bence..- Ben de yemek yaparken harala gürele arada onları seyredip keyifleniyordum. Bazen de "in kızım kardeşinin tepesinden" adlı bir milyonuncu uyarımı tekrarlıyordum. Derken arkamı döndüğümde gördüğüm bu manzara sesli bir şekilde kahkaha atmama sebep oldu. Pek sevgili rapunzelin saçlarından peruk yapmış kel kardeşinin saçlarına.. Nasıl kikirdediğini anlatamam.. Bunun dışında hatıra olsun, ileride hatırlayalım.. Kardeşi dışında en en sevdiği oyuncağı tüm zamanların değişmez ahşap blokları.. Özellikle babası ile mahalleler, şehirler inşa etmeye bayılıyor.Hatta hafa sonu dışarı çıktıysak mutlaka "artık eve gidelim. babamla evde ahşap bloklarımla oynamak isiyorum" marazası çıkarıyor. İkinci sırayı ise puzzle alıyor. Ben bebeklikten çocukluğa geçtiken sonra puzzle almayı ihmal etmişim aslında, ama neyse ki dayısı bizi ziyarete geldiğinde akıl edip almış. Armağanını verir vermez bir çırpıda ve çok büyük bir heyecanla yapınca hemen ben de bir tane aldım. Onu da keyifle yaptı ve oyalandı. Son olarak babası da Arabistandan gelirken puzzle almıştı, keyfine keyif kattı. Böylelikle bebekler ve evcilik oyunlarına olan ilgisi farklı alanlara kaydı. Yazı yazmaya, uydurmasyon ve bazı kitaplarını ezberden okumaya pek meraklı. Bense okuyup yazmaması için elimden gelen herşeyi yapıyorum. ki okula gittiğinde benim çektiğim sıkıntıları çekmesin. Zaman geçerken iki numara da oyuncak ister hale geldi.. Hatta çoktan gelmişti ama ilk çocuğunda oyuncak alma manyaklığına kapılan şapşal anne birazcık da olsa akıllanmıştı. Bu sefer abartmamıştı. Ya da abartmış mıydı acaba; bu sefer de hiç oyuncak almayarak :) Eve gerçeken çevreden gelen tüm oyuncak al bu çocuga baskılarına rağmen yeni birşey almayıp ablasının bebekleri, parmak kuklaları ve diş kaşıyıcısı ile idare etme kararı aldım. Okuldaki odamızdaki yatagına da AhmetYusuf kardeşin dönencesi miras kaldı, geldi tepemize kondu. Dönencedeki hayvancıklara agular şu günlerde şarkı türkü çığırmalara bırakı yerini. Anlayacağınız pek renkli pek keyifli bir çalışma arkadaşım var okuldaki ofisimde:) İstemesem de enerjime enerji katıp gayet keyifle başlamama vesile oluyor onun gülücükleri, şarkı söyleyen dilleri..
2,5 aydır hayatımızda olan bu minik insan artık bizim aile düzenimize alıştı .. Hatta 4 yaş 2 aylık ablası da onun varlığına alıştı. Gerçekten artık daha az kavga eder olduk. Pek ballı lokma, sarmaş dolaşız. Ne kadar şükretsem azdır bu duruma. Daha güzel olsun günlerimiz...
2 yorum:
Kocaman bir tebessüm yayıldı yüzüme. İkinci fotoyu da pek beğendim.
cani.benim mutlulugunuzdaim olsun..sen anlattinkca nasil hevesleniyorum bir bilsen...simdiden bizde de kardes muhabbetleri iyice donmeye basladi artik....
o barbi bebeklerden bana gina geldi...evet ben de hic oyuncak almak istemiyorum ama bu kez zeynebe engel olamiyorum.o bar bi setlerine bayiliyor.koleksiyon yapmak istercesine hepsini almak istiyor....
Yorum Gönder