Bir akşam bahçe kapısından girerken yol boyu daldan dala atlayan sohbetlerin bir yenisi başlamıştır. Anne başına geleceklerden bihaber.. SalihaBetül ise heyecanını artırarak..
"Neden öyle dedin güzel kızım?"
"Keşke babamla yaşasaydık, sen de bu evde yaşasaydın.. Bizi ziyarete gelseydin"
Anne oldukça üzülmüş, ne cevap vereceğini bilemeden boynunu eğip apartman kapısını açmak için egilmiştir. Annesinin üzüntüsünü gören SalihaBetül ise pişman olmuş mudur bilinmez ama fikrinden dönmüştür..
"Tamam tamam üzülme, sen de bizle yaşasaydın"
"Ama biz zaten üçümüz bu evde yaşıyoruz ya"
"Biz bu evde üçümüz yaşamıyoruz ki.." "Senle ben yaşıyoruz annecim"
"Babacık da bizimle yaşıyor güzel kızım neden böyle dedin"
"Haayır, babam işyerinde yaşıyor, bu evde yaşamıyor"
Anne artık sohbeti kesip konuyu değiştirmiştir. Kafasında peydahlamış kuyrukları birbirine değmeyen tilkileri ile başka soruların cevaplarını vermeye çalışmıştır.
O günden beri düşünmeden duramıyorum.
Düşünmeden duramayacak bişiy yok da ben abartıyormuşum gibi görünüyor olabilirim.. Fakat bu olayların üstüne bi de şu olay yaşanınca..Bu cuma okuldan sene başlarken aldığımız klasörle geldi minik kuş.. İçi resimleri, faaliyetleri ve çer çöp dolu.. Yani teşbihte hata olmaz.. Resimlerini inceledik, üzerinde konuştuk, uzun uzun anlatmasnı istedik.. Her birinde bir anne bir de kız var mutlaka.. Bir de arabamız.. Kah derede yüzüyormuşuz, kah uçurtma uçuruyormuşuz.. Babası ben nerdeyim kızım diye sorduğunda ise "Ee sen iştesiin?" deyiverdi. Tabii karşı savunma hep bir ağızdan çocugun üstüne üstüne "ama ben/baba hep işte değil ki!!" deyivermişiz. O zaman da kıvırtgan mode = on hesabı "sen işten geliyosun babacım işte, bak arabanın içindesin" diye kıvırdı..

Eveet al sana bir mesela daha..... İyi ki ben çalışırken onu yanımda götürebiliyorum diye şükrediyorum.. Çalışan anneciklerime de kendime istediğim sabır ve dış mihraklara dayanma gücünden fazlasıyla diliyorum.. Çünkü insan çocugu olunp çalışınca onun üzüntülerinde, eksikliklerinde-kendince-, hoşa gitmeyen ifadelerinde zaten hep kendini görüyor, hatayı hep kendinde arıyor. Çalışınca, arada yoğun çalışınca bu suçluluğu daha da katlanıyor.Birşey yapılmalı mı, yapacak mıyız.. Ne yapmalı.. Hayat mükemmel değil, ne de olsa. ve her şeye rağmen biz onun bu dünyada en sevdiği annesi ve babasıyız.. kendi deyimiyle.. bu dünyayı ne kadar anladıysa artık.. ve başka anne babası varmış gibi..
5 yorum:
Saliha Betül'cüğümüz babasına çok düşkün Feridem, bu çok iyi anlaşılıyor daha önceki yazıalrdan da.. ondan da çok dokunuyor ona ve size de dokunduruyor.. ben genelde tesrten yaklaşıyorum Selim'e böylesi yetememezlik durumlarında.. şükürler olsun ki baban öyle ya da böyle eve geliyor vs diyorum.. ne yapalım elden başka birşey gelmiyor..
öperim:)
canım benim ya.. okurken gerçekten çok etkilendim.. ama yapacak birşey yok..
grupta yazmıştım zeynebe iğne yaptğımı nöbetten akşamları gelip apıyordum.bir akşam kapıda babacım annesim gelmesin dedi.tabi iğne yapmasın anlamında algıladığım için üzülmedim.sonra hadi uyutup gideyim dedim ama zeynep bana gelmek istemedi.üzüldüm tabi neden annecim ben seni çok özledim falan dedim.
dedi ki:annecim ama sen yoksun biz babamla kalıyoruz dedi.
üzüldüm ama naapayım çalışmak da lazım ilerde anlıycak.saliaha betül illaki daha şanslı.bir de çocuk kimi görmezse galiba ona düşkün oluyor.zeynep de tam tersi bana dah düşkündür.
Bizim cimcime de önümde dansediyor şu anda. Babası kaçırıyor diye üzülmüyor değilim ama hayat, iartlar.
Çok takılmamak gerekiyor. Dediğin gibi sonuçta her iki tarafında sevgisi tartışılmaz.
Hepimize kolay gelsin diyen anne Çiğdem
deli annem, gerçekten de çok düşkün.. ama işte gönlündeki yeri ona göre belirlemiş yavrum, babasını böyle kabullenmiş.. kıyamam
sevgi; aynen öyle yapacak bişiy yok
hatcem; sorun görüp görmemek değil sanırım onu anladım ki bizimki direkt roller biçmiş bize. onları çok iyi kavramış biz bunun karşısında şaşırıyoruz
çigdem; aynen öyle arkadaşım, çok doğru.. Allah sağlık versin. hepimize kolaylıklar
Yorum Gönder