23 Ocak 2012 Pazartesi

Annelere Özgürlük..


** Biraz sonra anlatacaklarım çok kişiseldir, abartmalarımdan dolayı da sıkılacak olanlardan af dileyeyim öncelikle.. 
Anlatacaklarım dün gece gördüğüm bir rüya değil.. Hayalim hiç değil.. Kendiliğinden gelişen, belki hayalini kur desen bu kadarını benim bile beceremeyeceğim bir tatlı Pazar günü işte...
Sabah babası ile erkenden kalkıp bisikletle mahalle berberi klasiklerini gerçekleştirmişler. Geldiklerinde hala uyuyordum ki uyanıp saate baktığımda ben bile utandım, ne yalan söyliyim.. Sonra yola çıktık, önce onları tiyatroya bırakıp, çıkış saatini beklemek üzere kuruldum bir sıcak kafe koltuguna.. İçimi nasıl bir özgürlük duygusu kapladı, nasıl da hafiflemiştim.. Benim özgürlüğümün özetiydi bunlar pek tabii..  Günler değil, haftalar, aylar da değil dile kolay 3 yıldan fazladır eline bir "roman" (kitap demiyorum yalnız, roman.. durum o kadar vahim değil anlaşılsın diye:)) almadıysan, hele de okudugun sayfalar süresince kimseyle hiç birşey konuşmadan safi, tertemiz sessizlikte bulduysan kendini...Tıpkı benim gibi... Sonra yine müsade isteyip masana kurulan bir ton ton teyze ile sohbetin dibine vurup memleketi kurtarmaya çalışırken diğer yandan bir çocugun peşinden koşmadıysan benim gibi... Masadaki şekerler hiç etrafa saçılmadı ise... Bu minik ayrıntılar bile kendine getirir seni..  Az mı şeylerdir bunlar..
Ya sonra??  Sonra baba kız eve giderlerken babanın torpili ile arabaya atlayıp başlamasına az bir süre kala ışık hızı ile vardım avm ye.. arabayı kalabalıktan ötürü park edemeyip yetişemeyeceğimi düşünürken, normalde bir çocukla asla olamayacağım kadar hızla biletimi alıp kuruldum salona.. Ben bile inanamadım kendime .. Çok mu abartyorum. Yok abartmıyorum, düşündükçe "Dur kızım, biraz sessiz olalım....vs" cümleleri kurmadan ve neredeyse 3 saat boyunca hiç ama hiç konuşmadan efendi gibi izledim filmimi.. Ses tellerim artık konuşmamaktan, laf anlatmamaktan dolayı bir minik öksürüğe bile ihtiyaç duydu.. Sonra eve geldiğimde dışarıdan evin yanan ışığının içimi ısıtması.. Kapıyı açtığımda heyecanla bana bensiz iken yaptıklarını anlatmaya kurulu bir çocuk ve gülümseyerek onu seyreden güleryüzlü bir eş.. Peki daha üstünü başını çıkarmadan; miniğinin sana sürprizlerini sıralaması mı, yoksa eşinin bişeyler içer misin diye sorması mıdır en keyif veren...
İşte benim istediğim bundan fazlası değil-miş-.. Bir çocugu mutlu etmenin yolu onun annesini mutlu etmekten geçermiş.. Sanırım hayatımda aldığım en güzel en manalı karne hediyesi oldu benim için.. Teşekkürler... (Karne hediyesi dediğim şey elbette mecazi anlamda)
**Ben yokken neler yaptıklarını çok merak etmedim açıkçası.. Mutlu olduklarından pek emindim.. Hiç kıskanmadım... Önce Robinson dans öğreniyor u seyretmişler. Sonra da evde mimarinin, fantastik oyunların dibine vurmuşlar.. Ee alan memnun satan memnun, biz çıkalım kerevetine :) 

7 yorum:

flzpink dedi ki...

Hakikayen "güzel" bir gün olmuş sizin için..Darısı başıma ne diyim :))

buğday taneleri dedi ki...

ooohh.. baba-kız durumu olmuş. pek de güzel olmuş! :)

abide dedi ki...

Gerçekten çok güzel bir gün olmuş.Okurken senin yerine kendimi koydum,kafede oturduğumu,sinemaya gittiğimi en önemlisi çok rahat ve sakin olduğumu düşündüm.....

elif-kayra dedi ki...

arada bir gerekiyor bizlerede dinlenmek :))

ayak izleri-sevgi dedi ki...

bende istiyorum o dediklerinden.. banane banane..

Adsız dedi ki...

bir güzel kafa dinlemişsin feridem ne güzel

annesiningülü dedi ki...

mutluluk bizim mutluluğumuzdan geçiyor dimi :D
keyiflerin devam etsin ;)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...