Bu c.tesi taa Tokat'tan misafirlerimiz vardı. Hoş biz onları istediğimiz gibi misafir edemedik, fakat işte akıp giden hayat, önceden verilmiş sözler, yapılmış planlar.. Yine de görüşebildik diye sevinip avunuyoruz. Öyle güzel öyle sıcak bir aile ile karşılaştık ki yabancılamayı bırakın, sanki yıllardır göremediğimiz arkadaşımızla hasret giderircesine sarılırken buluverdik kendimizi.
Onlara hamileyken başlamıştı arkadaşlığımız. En güzel ve en kötü anlarımızı paylaştık, ne yediğimizden ne içtiğimizden, doktora ne soracaklarımıza kadar herşeyi yazdık, sorduk birbirimize.. Onlara aldıklarımızı, doğmadan gelen hediyelerini, hastane çantalarımız ve hatta fotograflarını bile paylaştık.. Zamanla çok sevdik birbirimizi.. Bazen küstük, bazen alındık ama hep birlikte olmaya devam ettik. Güzel bir bağdı aramızdaki, karşılıksız ama karşılıklı..
Derken Kasım ayının gelmesi ile birer birer doğmaya başladı bizim minikler.. Doğdukça artıyordu heyecanlar.. Aralık ayının gelmesi ile ise heycan artık tavan yapmıştı herkeste ve 38. haftayı doldurmuşken ben de.. Tam 41 hafta 4 günlükken doğdu SalihaBetül. Herkesin şaka ile karışık "bugün de mi doğurmadın yahu sen?" sorularına karşı ailemden sonra destek verip anlayan bi tek onlar vardı. 2008 Aralık Annelerim.. İyi ki vardılar. Öyle çok sevmiştim ki hepsini, doğumdan sonra odamıza çıkar çıkmaz haber verişim, kızımın fotograflarını paylaşmam bundandı.. Ne de olsa sevincimi paylaşıp, üzüldüğümde elimi tutan onlardı..
Zaman geçti işte.. Büyüdü bizim minikler. İlk kelimeler, il adımlar, ilk yaşlar.. derken ilk kardeş olarak minik Ceren'i bile bagırlarına bastılar. Ne heyecan vericiydi O'nun gelişi, nasıl duygulandırmıştı hepimizi.. O bile büyümüş, pıtı pıtı koşan tatlı şeker bi kız çocugu oluvermiş.. Benim minik kızım da onun ablası..Biraz oturup sohbet ederiz planları ile getirmiştim onları Seka Park'a, ama ne mümkün.. Yemyeşil çimenler ve çok cazibeli park malesef uygulatmadı planımızı.. Biz de hem çocukların peşinden koşup hem de hasret gidermeye çalıştık. Hiç şaşırmadık, herşey beklediğimiz gibiydi, umduğumuz gibi. Beni tek şaşırtan bu kadar hızla geçmesi idi zamanın. Babası "Gitme vakti, yolumuz uzun" dediğinde, iyi ki arabaları biraz geriye bırakmışız, otoparka doğru giderken biraz daha sohbet edebileceğizin derdine düşmüştük.. SalihaBetül'e bile zor gelmişti gidecek olmaları. "Ben de onlarla birlikte gidicem" diye tutturmuştu hatta.. Ama yolcu idiler, yolnda gerektiler.. Elinde pembe çiçeklerle gelen çocuk.. Çok ama çok özleyeceğiz sizi. Gene gelin emi!

4 yorum:
canım benim şu nöbet ertesi yatağımda uyumaya hazırlanırken nasıl başardın beni ağlatmayı
ne kadar duygulu ne kadar içten anlatmışsın bizi....
Çok duygulanarak okudum Saliha Betül'ün annesi ne güzel duyfguları ne hoş kaleme dökmüşsün.
Yüreğine sağlık.
ne duygulu anlatmışsınız paylaşımlarınızı.. ben de aralık 2010 annesiyim.. ve bizim de sizin gibi harika bir grubumuz var..aile fertlerinden daha bir yakın olduk birbirimize.. önce korkularımızı, heyecanlarımızı paylaştık..şimdi mutluluklarımızı.. bu arada sanırım bi ortak noktamız daha var bende izmitliyim..
hatice, şeyda.. seviyorum sizi çoook:)
sevgi hoşgeldiniz. ne mutlu size.. ve bize..
Yorum Gönder