Yine çoluk çocuk bir aradaydık.. keyifliydik. Önce evde hopladılar, zıpladılar.. Sonra ev yapımı erişte ile güç topladılar. Ben evden birkaç dakika geç çıkınca -çanta, yedek kıyafet, toparlanma..vs.- bizimki amcasının arabasında Ece'nin koltuguna kurulmuştu bile.. Ömer cik kendi koltugunda, Ece ise ortalarında, elbette hepsinin kemerleri bağlı.. Yol boyu şarkılarla türkülerle devam edip birbirlerinin omuzlarında uyuyakalmışlardı:) Araba durunca gözleri açılan tavşan uykulu Ömer hariç :)
Bizim haylazlar geldiğimiz andan itibaren, ani yagmur bastırana kadar hemen hiç masada oturmadılar diyebilirim. Sipraişler gelmeden masaya gelen köy ekmekleri ile karnını doyurum asıl yemesi gereken yemeğini yemeyen SalihaBetül ise doğrusu çok asab bozucu idi. Paldır küldür idare ettik biz de.. Yağmur da gelince artık onlar kendi evlerine biz ise ikinci bir kapı olarak Teyze nin evine doğru yol aldık. Dönüşte bizi Tarkan konserinin çıkışının oluşturduğu felaket bir trafiğin beklediğini hesaba katmadan epey geç vakte kadar oturduk. Dönüş yolu ise neredeyse 2 saati bulmuştu, çok can sıkıcıydı..
Neyse ki can sıkıntımız bu karelere bakıp bakıp geçti, pek uzun sürmedi. İster üçü bir arada, ister ikisi. Her türlüsü de çok tatlı, çok sevimli..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder