Uzun aranın özetini veremeyeceğim. Cünkü her nedense gercekten sebebini bilemediğim bir şekilde kayıtları hazırlayıp hazırlayıp yayınlayamadım. Ya sonunu baglayamadım, ya girişi nasıl yapacağımı bilemedim. Velhasıl olmadı işte. Şimdi ne durumda mıyız? Yavaş yavaş eski düzenimize girmeye çalışıyoruz. Paldır küldür .. Evindeki tadilat sebebi ile babaanne 3 haftadır bizimle kaldı..Babası gectiğimiz C.tesi O'nu Kütahya'ya kaplıcaya götürecekti ki birden plana bizi de dahil ediverdi. Zira gitmesine son 1 hafta kala 2 kere babaannesine, 1 kere babasına ve defaatle bana dudaklarını uzata uzata ve gözlerini ise kısa kısa "Biliyo musun, ben ananemi çok özledim, Mustafa Dedemi de çok özledim" dedi SalihaBetül. Bu dramatizasyonda en ufak bir etkim olmadı, yemin ederim:)) Velhasıl kelam bir ekstra Aydın gezisi çıktı bize piyangodan:) Hatta o piyangodan Derya Teyze ile birlikte bir Aydın gezisi çıktı :))
Yola epey erken çıktığımızdan dolayı yolculugun ilk saatlerinde ilk fotografta görüldüğü üzere resmen agzı açık uyudu SalihaBetül.. Ama yine de Kütahya ya kadar iyi sabretti, pek üzmedi.. Aydın'a çok geç kalmayalım diye babaannemizi yerleştirip çıkacaktık ki koca küveti gören SalihaBetül "ben de yüzücek miyim, içine giricek miyim?" diye sordu.. 5 dk izin verdik, cup cup oynadı, keyfi yerine geldi iyice:) Sonra yolumuza devam ettik. Güzergahta önce Kütahya olunca Aydın'a her zamanki yoldan değil Uşak-Denizli üzerinden gittik. İnanılmaz güzel köy yollarından geçtik, görmediğimiz kadar kepçe ve iş makinası ile envai çeşit hayvan sürüleri ile karşılaştık. Ege ye bahar gelmişti, gelincikler, henüz yeşil ekinler... Herşey enfesti ve görülmeye degerdi. Nihayet geldiğimizde ise sürpriz yaptıgımızı sandığımız anneanne ve dede gayet hazırlıklı karşımızdalardı. Meger Harun biz yola çıkmadan 1 gün önce sürpriz yapacağımızı bilmeden agzından tüm planı kaçırıvermiş. Biz bir sürpriz yaşadık yani:) Gerci hoş bu durum bize taze asma yapraklarından sarılmış mis gibi sarmalar ve mis gibi yemekler olarak geri döndü, fena olmadı hani:)
Akşam üzeri saatlerinde varmıştık Aydın'a ve SalihaBetül ile dedesi solugu büyük nine nin bahçesinde aldılar. Bezelye topladılar, erik yediler, yeni doğmuş yavru kedilere yoğurtlu ekmek verdiler. Elleri çiçeklerle geldi her seferinde bahçeden. Çok sevdiği, halinden memnuniyeti her seferinde bahçeye yönelmesinden belliydi..Ertesi sabah kahvaltıda bahçeden toplanan ıspanaklar ve taze soğanlarla yapılmış saç böregi vardı. Hamurun birazı da tepsiye girip enfes bir börek olmuştu.. Tek kelime ile harikaydı anneciğimin börekleri. SalihaBetül afiyetle yedi.. Hatta kurabiyeye benzettiği hamur bezelerinden birini alıp üzerini una bulayıp açmaya çalıştı. Olmadı yuvarladı, yine açtı.. Anneannesi arada merdanesini aldığında bozuldu:) Sonra da afiyetle yedi ekmegini.
Günler ne de çabuk geçivermişti. Dayının artık hiç ama hiç çalmadığı gitarını sanki anasının karnından virtüöz doğmuş gibi çaldı.. Bir de ayagının birini hafif kaldırması yok muydu:) Öldük gülmekten.. Gün kah balkondaki salıncakta, kah Ceren'le oynayarak günün sonunda da teyzoştan kitap dinleyerek geçti. İznimiz yoktu, ekstradan bir tek pazartesiyi dahil etmiştik.. Pazar günü zaten amcanın büyük arabası ile çıkmışlıgın verdiği rahatlıkla kollarımız dolu geldik pazardan. İkişer üçer taze taze pazar alışverişimizi de yaptık.
Çok güzel çok keyifli bir Aydın gezmesiydi velhasıl.. Ayrılık vaktinde dolmaya meyilli gözleri de güldüren O'ydu.. "ağlama annanecim yine gelicez" dedi. "Ama sen de gel" demeyi ihmal etmedi.. Dönüş yolunda biraz koltugunda oturmakta mızıldanan SalihaBetül'ü İzmir otoban çıkışında radara yakalanan anneyi durduran polis aracı biraz teskin etti. Elinde Maisy ile uyuyakaldı. Ve şükür sağsalim yine evimize döndük:)




1 yorum:
aşkolsun feridecim.kapımızın 300 metre önünden geçip bir çayımızı içmemişsin:((
Yorum Gönder