2 gündür artık ciddi ciddi sabah servisle okula gidip akşam servisle eve dönüyor minik kuş.. Sabah keyifle, kahkahalarla kahvaltımızı yapıyoruz. Sonra servisin kornasını duyup ayakkabılarımızı giyiyoruz.. Bıraksam merdivenlerden yuvarlanacak kadar aceleci davranıyor evden çıkarken.. Apartmanın kapısından çıkınca bahçe kapısında onu bekleyen ögretmeninin kucagına öyle bir atlıyor ki, kıskanmyorum desem yalan olur. Arkasına bile bakmadan, bir el sallamadan sohbete giriyor serviste. Bense mahsun, "galiba bana hiç böyle sarılmadı bu çocuk" diye iç geçire geçire evin yolunu tutuyorum. Üzülüyorum yahu, kıskanıyorum. Hani o okuldayken ögretmeni arasa da "SalihaBetül sizi istiyor" dese sevinecekmişim gibi.. "Deliliğin sınırlarında dolaşmaktır annelik bazen, bazen de tam ortasında yer almaktır delilik çemberinin" diye boşuna demiyor kadın aylardır:)) İşte biz de bir deli bir mantıklı devam ediyoruz birlikte büyümeye..
Ayrıca o çanta illa ki takılıyor.. İçinde ne var diyecek olursanız da oyuncak bir telefon-babasına her gittiği yeri, her yaptıgı şeyi rapor edercesine anlatıyor-, bir adet saç fırçası ve minik havlu. Çok komik ya ... Ben de sabahları o okula gittikten sonra çayımı içip biraz evde takıldıktan sonra yürüye yürüye toplamda 45 dk da filan okula varıyorum. 45 gidiş 45 geliş gayet tempolu yürüyüp günlük spor aktivitemizi de tamamlamış oluyorum. Aferin bana!
Bazen ögle yemegine kadar yüzünü göremiyorum. Sınıftan hiç çıkmadan derste duruyor, aman maşallah diyim:) Ama gel gör ki beni görünce bizim kızın "Hey anne okulda" mode on oluyor durumu. Ben yokken beni arayıp sormayan, artık alıp başını gitmeler yapmayan SalihaBetül ben varken "annecim yemegimi sen yedir, ben üstüme dökerim" demelere başlıyor. Elbette yedirmiyor, ikna ediyorum. "Bak yemek yerken arkadaşlarının yanında kimse var mı, kendi kendilerine yiyorlar. şimdi ben sana yedirirsem diğer arkadaşların anneleri yanında olmadıgı için üzülüp ağlayabilirler. Hadi sen yemegini bitir, ben de senin yemegini bitirmeni burda bekliyim" diyorum. Gözlerini kocaman açıp gözlerime bakıyor, arada minik minik yutkunarak kafasını sallıyor ya, bayılıyorum tek kelime ile. Okulda yemek performansı süper, yemediği ne varsa herşeyi yiyor -buna da bi maşallah- Ögretmenleri ile arkadaşları ile uyum içinde. Ögretmenine göre çoğu büyük yaş çocuklarından daha uyumlu ve keyif alıyor. Bu durum beni de keyiflendiriyor doğrusu.. çok şükür..Ben okuldan ayrılırken benimle gelmek isteyip istemediğini soruyorum; cevaben servisle gitmek istediğini söylüyor. Ögretmenlerinin anlattıgına göre de serviste bir an bile susmuyormuş. Tüm aile sırlarımızı anlatıp duruyormuş; nitekim bugün tüm ögretmenler babasının doğum gününden haberdar olmuşlardı:) Herkes sabah sabah okula girdiğimde gülümseyerek eşinizin doğum gününü mü kutladınız diye sordu. Fesubhanallah:)
Akşam üstü servis gelip de beni görünce sabah ögretmenine gıpta ettiğim koşarak sarılma sahnesini yaşatıyor bana. Öyle özlemiş oluyorum ki onu, hemen öpmek daha uzun sarılmak istiyorum. Ama o bir an önce kollarımdan kurtulup anlatmaya başlamak istiyor. "annecim ben okulda hiç aglamadım" "hiç annemi istiyorum demedim, hüngür hüngür ağlamadım" "okulda şu oldu bu bitti"...vs. Hoplaya zıpllaya eve dönüyoruz. Hayat böyle de güzelmiş diye düşünmeden edemiyor insan ;)
5 yorum:
oh ne güzel alışmış kuzucuk okuluna darısı tüm yeni başlayacaklara şimdiden merak içindeyim benim kızım neler yapacak diye sevgiler
Gözün aydın Feridem.. bayağı bir okullu olan var şu sıra.. Selim de başladı geçen ay..
sağolun arkadaşlar. Aslında tam olarak okula başladı denilemez bizim kız. Zira zaten geçen senenin başında faaliyete geçen bir okulum var benim, 3 arkadaş birlikte açmıştık. Bahsetmiştim ama gayet gerilerde kaldı:)http://salihabetul.blogspot.com/2009/09/salihabetul-ve-okulumuz.html
Gecen sene hiç tek başına ve tam gün okulda bırakmamıştım fakat bu sene ögrenci gibi servisle gidip gelmelere başlattık. O sebeple idi bu post yani. E tabi bu da okula başladı sayılıyor sonuçta:)
maşallah de ve dilini ısır, nazar değmemesi için yapılması gereken tüm ritüelleri sırasıyla yerine getir. Bilirsin Deniz okula bir türlü alışamamıştı, çok can sıkıcı aynı zamanda anne ve çocuk açısındanda oldukça yıpratıcı bir süreçti. Yaşamadığın için çok şanslısın inan bana.
maşallah dedim, dilimi ısırdım, totoyu kaşıdım.. hmm başka ne vardı:)) evet bilmez miyim o sürecin ne kadar yıpratıcı oldugunu.. veli ve çocuk bir yana çocugu okulda tutabilmek, adapte edebilmek için akla karayı secen personelden biri de bendim, gayet yakından biliyorum yani:) tekrar maşallah tü tü tü
Yorum Gönder